2 Ocak 2008 Çarşamba

erman toroğlu


adalet hepimize bir gün bir yerde lazım olur...bir gün sizin alehinize gibi görünen adalet, başka bir gün sizi koruyabilir. aslolan adilliğinizi koruyabilmenizdir... gün döner devran döner, keser döner sap döner demiş atalarımız... hepimiz eşitiz ama bir kısmımız biraz daha eşit türü bir yaklaşım uzun vadede bizi hiç bir yere götürmez...

zordur adil olmak... hele yırtmışlardansanız daha da zordur... azınlığa lazımdır adalet, farklı olana, zayıf olana, fakir olana... ama bir gün güçlüye de lazım olabilir. doğru tektir...şartlı doğru olmaz... ya da kişiselleştirmiş doğru... sen yaparsan doğru ama o yaparsa yanlış olmaz... herkes yaptığında yanlış, herkes yaptığında doğru vardır...

bu durumu hep şu örnekle açıklarım...

+ idam cezasına karşı mısın
- evet
+ peki eşine senin gözlerinin önünde defalarca tecavüz edilse ve öldürülse, sonra da 3 yaşındaki -kız çocuğuna tecavüz edilse ve öldürülse yine karşı olur musun?
- ???

ateş düştüğü yeri yakar... zordur adil olmak... çok zordur...

erman toroğlu da budur işte... kendisine yönelik bir saldırı durumunda benim genelkurmay başkanım demokratik olmasın sert olsun diyorsan, aynı toplumun çıkarttığı polisin de sert olmasını anlayacaksın... suçun cezasını adalet verir... bu kavrama inanıyor olmalısın... eğer böyle olmazsa ekranbaşında gaza gelip ‘’hadi benim oğluma yap da görelim’’ dersen, inandırıcı olmazsın... lafının ağırlığı olmaz... herşeyin ötesinde tutarsız olursun... bir spor yazarının tutarsız olmasının, benim gözümde bir spikerin kekeme olmasından farkı yoktur...

1 Ocak 2008 Salı

sporcu güzeller 1


ana ivanoviç... sırp... 6 kasım 1987 Belgrad doğumlu... İsviçre Basel'de yaşıyor... 1,86 boyunda, 69 kilo... 2003 yılından bu yana profesyonel tur'a bağlı olarak tenis oynuyor... sağ elini kullanıyor... iki el backhand'i var... 2007 yılını dünya sıralamasında 4 numarada kapattı. dünya sıralaması derken aşağıda 2007 yıl sonu itibarıyla dünya sıralaması var... ilgilenenlere...
2007 BAYANLAR TENİS DÜNYA SIRALAMASI


1- Justine Henin 6.155 Puan Belçika
2- Sevetlana Kuznetsova 3.725 Puan Rusya
3- Jelena Jankovic 3.475 Puan Sırbistan
4- Ana Ivanovic 3.461 Puan Sırbistan
5- Maria Sharapova 2.956 Puan Rusya
6- Anna Chakvetadze 2.935 Puan Rusya
7- Serena Williams 2.802 Puan Amerika
8- Venüs Williamas 2.470 Puan Amerika
9- Daniela Hantuchova 2.367 Puan Slovakya
10- Marion Bartoli 2.191 Puan Fransa

fatih terim - son imparator


( bu yazı yunanistan maçından hemen sonra fatih terim'in taraftarlarca istifaya davet edilmesinden sonra yazılmıştır...



futbol bu.. üstelik türkiye'de futbol... bu kadar anlık yaşayan bir ülkenin bu kadar anladığı! bir konuda dünü dikkate alması elbette beklenemezdi... 7 koca sene boyunca dünü yaşadı terim... ve bu halk taraftarı ile basını ile futbolcusu ile o dünün mirasını kullandırdı terim'e... türkiyede belki de atatürk dışında kimseye nasip olmamış bir kredidir bu... kim? inönü? hayır... 2. dünya savaşı sırasında bitmişti kredisi... istiklal savaşı gazisi, batı cephesi kahramanı ismet... onun aldığı eleştirileri belki de türkiye'de başka hiçbir siyasi almadı, bu kadar kredi kullanmadı... kim? menderes... 10 sene kullandı diyen darbeden 5 sene önce başlayan yoğun tepkileri düşünsün... kim? özal... 87-88 gazetelerine bakın... papatyalardan jaguara davulcudan ortadirirek lafına binlerce yazı görürler... kim süreyya ayhan? geçiniz... kim naim süleymanoğlu, halil mutlu... kim vardır terimden daha çok hoşgörülen bu ülkede atatürk'ten gayrı... futbol delisi bir ülkeye görüp görebileceği en inanılmaz mutlulukları yaşatmıştır terim. 96 finallerine gitmek benim gözümde dünya üçüncülüğünün çok çok ötesindedir. o başarı bugün bosna hersek'in aynı başarıyı göstermesiyle eşdeğerdir benim gözümde... olağanüstü bir başarıdır bu. üstelik kendi kurduğu takımla yapmıştır bunu... gs'nin o 4 senelik mucizesini ve olağanüstü finalini hiç söylemiyorum... onun için dibine kadar haketmiştir bu hoşgörüyü... ve bence bu halk sonuna kadar da kullandırdı bu krediyi... daha da kullandırtırdı aslında... antipatik olduğu doğrudur... o, ya seversin ya nefret edersin insanlarından biri... sevmeyeni olmaması çok doğal... zaten sevenleri de bu yüzden seviyordur onu muhtemelen...


onu, o meşhur kibiri soğutmadı bu halktan... peki ne soğuttu... şu milli takıma bir bakın... benim gördüğüm en milli olmayan milli takım bu... kimse bu takımı kendisinin takımı olarak görmüyor... terim oyuncularına sahip çıkma adına bu takımı halktan koparmıştır... kim bu takımda gökdeniz'i içine sindirebilir... şike yaptı bu adam ya... itiraf etti bunu... kim emre'nin kaptanlığını hazmediyor... kim ders almayan ama ders veren bir hoca ister takımın başında... kim takımında oynamayan oyuncuların bu takımda ilk 11 oynamasının çok masum olduğunu düşünüyor... kim bu takımda hakan şükür'ü istiyor... kim her maç öncesi ve sonrası bir terim'in bir basının birbirlerine soktuk mu boruyu demesini istiyor... kim macaristan maçındaki komik penaltıdan sonra o penaltının üstünün kapatılmasını kabullenebiliyor...bunlardır terimden soğutan bu halkı... adalet duygumuzu zedeledi terim... hiç yapmaması gereken bir şey yaptı... klasik özelliğimiz olan mazlumun yanında olan duygumuzu kurcaladı... terim'in başında olduğu milli takım mazlum değil kibirlidir... adil değil fırsatçıdır... ezilen değil, fırsat bulunca ezendir... ve böyle bir takım türk milli takımı olamaz... ve böyle bir takımın başında türk halkı terim'i istemez... lucescunun gönderilip terimin gelmesini, yenalın gönderilip terim'in gelmesi örneklerinde mazlum olan hep gidenlerdi... hep birilerinin yerine o birileri daha misyonunu bitirmeden geldi terim... ve bence yukarıda bahsettiğim tüm bu duyguların kıvılcımı lucescunun gs'den gönderilip herkesin gönlündeki hocanın geldiği gün başladı... fiorentinadan gorinin kaprisi, milandan bir türk'ün orada olmasının hazmedilememesi sebebiyle kovulan terim kendisine yapılan haksızlıklara aynı haksızlıkları yaparak reaksiyon gösterdi... nerde okudum hatırlamıyorum ama şöyle bir laf var... '' sömürmek kötü bir şeydir... sömürülenin fırsat bulduğunda sömürmesi ise alçakcadır''


işte budur terim... baba hakkı'nın bjk taraftarı tarafından ıslıklandığı için futbolu bırakmak zorunda kaldığı bir ülkede terim de en büyük sahnede, bir milli maçta, bir yunanistan maçında, tüm avrupanın gözü önünde buna maruz kalmıştır... büyük, cafcaflı, gösterişli bir veda... tam da terim'e yakıştığı gibi... elveda imparator... istifa etmesen de, bu takımı avrupa şampiyonasına götürsen ve hatta orada şampiyon yapsan da bittin bu akşam... ve bunu en iyi sen biliyorsun... demek yoğun tepkiyi sen değil basın duydu ha... insanın kendine yalan söylemesi ne kadar zor değil mi hocam...


1 Ocak 2008 itibarıyla devamı:


devam edecek bişey yok aslında... konu kapandı... bir tane eleştiri yok piyasada... final vizesini aldık ve herşey bitti... kişisel kanaatim hiç değişmedi... milli takımla ilgili alınmsı gereken ilk aksiyon hala terim'in gönderilmesidir...

2007-2008 ilk yarı değerlendirmesi

aklımda ne zamandır ilk yarı karması, en'leri vs gibi bişeyler yapmak vardı... bunun için en uygun zamanda yılın ilk günü sanırım... işte benim ilk yarı değerlendirmem... çok kişisel olduğu için bazı mevkilerde 2-3 isim olabilir...

Devrenin Takımı: Gençlerbirliği Oftaş
Hayal Kırıklığı: Gençlerbirliği
Sürprizi: Denizlispor-İBB
En İyisi: Sivasspor-Fenerbahçe
Teknik Direktörü:Bülent Uygun (İçim kan ağlayarak), Zico, Osman Özdemir
Yöneticisi: Mecnur Odyakmaz
Hakemi: Ben bu hakemleri aklımda tutamıyorum... Çok da ilgilenmiyorum ama sanki Fırat Aydunus iyiydi...
Çıkış Yapan Futbolcu: Serdar Özkan
Yıldızı: Alex
Hayalkırıklığı: Arda
Sürprizi: Deivid

Altın Karma

Volkan-Orkun
Gökhan Gönül
Roberto Carlos
Servet-Edu
Song
Aurelio
Gökdeniz( Bu da içim kan ağlayarak)
Alex - Yusuf
Tello
Mehmet Yıldız
Semih

Yorum Trendi: Bunu biraz açalım. Her sene bir trend çıkar. Bir dönem beklerin ters kademeye girmesi vardı, sonra bloklar arası bağlantı... Bi dönem adam eksiltme üzerinden yorum yaptık. bu devreki trend oyunu kaç metrede oynadığımız üzerindeydi. Fener 70 metrede oynayarak başladı sezona...40 metrede bitirdi... Onun için sezonunun ortasından sonra başarılı oldu... :))) Yok yok bence futbol bu kadar komplike değil... Daha basit...

En Flaş Skoru: Tartışmasız Malta:2 Türkiye:2

Ceza Tahtası:

Fatih Terim: Tarihin en halkından kopuk milli takımını yarattığı için ( Bununla ilgili bir yazı yazacağım)
İlhan Cavcav:Sürekli hoca değiştirdiği için
Erman Toroğlu: Kafası karışık olduğu için... Önce benim askerim sert olacak deyip, sonra polis adam döver mi dediği için (Bunula ilgili bir yazı da yazılabilir)
Yıldırım Demiröğen: Belki doğru yaptığı şeyi yazsak daha doğru ve kolay... O kadar az ki iyi yaptığı şey... Kısaca ceza tahtasına girme sebebi: Herşey için...
Sinan Engin: Yıldırım Demiröğen'le aynı sebepten
Çarşı: Sinan Engin olayında çark ettiği için
Bülent Uygun: Ucuz şoven millityetçiliği, futbolcu simsarı konuşmaları, samimiyetsizliği için ( Bununla ilgili de bir yazı yazacağım)

Şimdilik aklıma gelenler bunlar... Aklıma geldikçe eklemeye devam ederim...

2008 yılı önemli spor olayları takvimi (ocak)

zaten meraklısı bilir, bilmeyen bugünkü gazetelerde okumuştur ama böyle şeyler hep okunur ama aradığın zaman hatırlayamazsın. onun için her ayın başında o ayki önemli spor olaylarını burada vermek faydalı olur diye düşünüdüm... ocak ile başlayalım...

OCAK

5-20 : Uluslararası Dakar Rallisi
12-13: Avrupa Kızak Şampiyonası (Cesana-İtalya)
14-27: Sezonun ilk ''Grand Slam'' mücadelesi olan Avustralya Açık Tenis Turnuvası (Melbourne)14-20: Avrupa Bobsled ve Skeleton Şampiyonası (Cesana-İtalya)
17-27: Avrupa Erkekler Hentbol Şampiyonası (Norveç)
18-20: Avrupa Sürat Pateni Kısa Parkur Şampiyonası (Ventspils-Letonya)
19-20: Dünya Sürat Pateni Sprint Şampiyonası (Heerenveen-Hollanda)
19-20: Eskrimde Erkekler Kılıç Dünya Kupası 1. ayak müsabakaları (İstanbul-Türkiye)
19-20: Serbest Güreş Dünya Kupası müsabakaları (Taiyuan-Çin Halk Cumhuriyeti)
20 Ocak-10 Şubat: Futbolda Afrika Uluslar Kupası (Gana)
21-27: Avrupa Artistik Buz Pateni Şampiyonası (Zagreb-Hırvatistan)
24-27: Dünya Ralli Şampiyonası'nda sezonun ilk yarışı olan Monte Carlo Rallisi (Fransa)
25-27: Dünya Kızak Şampiyonası (Oberhof-Almanya)

AYIN BOMBASI: Afrika Kupası...

Kaynak: Sabah Gazetesi İnternet Sayfası...
Free Website Counter
Free Website Counter

30 Aralık 2007 Pazar

30 aralık 2007 manchester city liverpool maçı

rotasyon delisi benitez yine farklı bir kadroyla çıktı... bu seferki sürprizler arbeloa ve aurelio'ydu... kuyt tüm maç aksamasına rağmen oyunda tutmakta ısrar etti. üstelik babel'i oyuna alırken bile onu oyunda tutarak kewell'ı çıkardı... kuyt enteresan bir oyuncu.. forvet olmasına rapmen sahanın her yerinde... defansif bir ortasahadan daha çok koşuyor... takımın defansına katkısı yadsınamaz... ama forvette takımı eksik bırakıyor...

bence liverpool'un asıl sorunu defanstan olumlu top çıkartamamak... agger'i bu kadar arayacaklarını hiç tahmin etmezdim... bugün hypia yoktu... olsa da artık çok ağırlaştı... topu oyuna sokmakta da eksik kalıyor... carragher ise benim gördüğüm en iyi defanslardan biri... ama o da topu oyuna sokamıyor... agger çok iyi yapıyordu bu işi... sanıyorum iki haftaya kadaer dönüyormuş...

bugün kazanabilmesi çok önemli bir 3 puan alacaklardı, olmadı... zaten liverpool'un diğer rakiplerinde farkı şu... diğerleri iyi oynarken mutlaka kazanıyorlar... ve sıkça da kötü oynarken kazanıyorlar... liverpool kesinlikle kötü oynarken kazanamıyor... ve zaman zaman iyi oynarken de kazanamıyor... o zaman da şampiyonluk hayal oluyor tabi...

29 Aralık 2007 Cumartesi

holosko çok pahalı mı?



5 milyon euro... üstüne koray ve burak... burak daha 20 yaşında... beklenen sıçramayı yaparsa en az 3 milyon euro'luk oyuncu... 1 milyon'da koray için koy... 9 milyon euro bonservis verdi beşiktaş holosko'ya... bugün asla çok para verdiler demeyeceğim... ama 9 milyon euro verilen bir oyuncu için performans kriterini de bugünden koyalım isterim...

1-) ilk maçtan başlayarak katkı... alışmaydı, uyumdu anlamam... bence beşiktaş'da anlamamalı...

2-) hakederek her maç ilk 11

3-) en az 8 ila 10 gol...

4-) bizzat damgasını vurduğu 3 maç

5-) şampiyonlukta en büyük pay sahipliği...

bu kadar para ancak bu performans için verilir... çok verildi demiyorum... ama bu para karşılığı bunları sağlamalı diyorum...

bu arada ne var bu beşiktaşta... ayhan akman, okan koç, gökhan güleç, ibrahim akın ve son olarak da burak yılmaz... bunların hepsi yıldız adayıydı... futbolcu öğütme makinası artık fener değil mi?

no pasaran

bir futbol takımından daha fazlası diyormuş bu yazıda... camp nou'dan ve katalan gururu barcelona'dan bahsediyorum elbette... ben real'liyim. çok da gurur duyuyorum bu özelliğimle... ama barcelona'ya gitmişken elbette nou camp'ı da gezdim... son 5-10 yıldır avrupada bazı takımları dayandıkları temelden dolayı desteklemek bir trend olmaya başladı... franco faşizmine karşı çıktığı için barcelona, liman işçilerinin takımı olduğu için liverpool, halk takımı olduğu için boca, komünist köklerinden dolayı st. pauli, livorno, bu trend'e örnek gösterilebilir... aynı sebeplerle lazio'yu da sevmiyoruz örneğin... bu değerlerin hepsine kalpten bağlıyım... ama bir takımı desteklemekle bunların ne alakası var... bu trend benim gözümde atatürk'ün partisi diye chp'yi desteklemekle aynı derece de yanlış... faşizme karşı olduğum için barcelonayı tutuyorum, atatürk'ün partisi olduğu için de chp'ye oy veriyorum... aferin... tutarlısın en azından...

evet futbol fena halde hayata benzer... evet asla siyasetten ayrı düşünülemez... ama sırf tarihi köklerinden dolayı bir takımı desteklemek yanlış geliyor bana... liman işçilerinin takımı liverpool'un sahibi dibine kadar kapitalist bir amerikalı olmuşken bunları konuşmak vakit kaybı oluyor sanki...

athletico bilboa yı ayrı tutar, tek geçerim o ayrı... ne forma reklamı aldılar ne de yabancı oynatıyorlar... yabancı kavramına ispanyollar da dahil... istemem küme düşsünler...

5. şampiyon çıkar mı?

hep tatlı gelmiştir bize anadolu takımlarının zirveye oynaması... dönem dönem samsun, antep, kocaeli, gençlerbirliği, bizim yetişemediğimiz dönemlerde eskişehir taraflı tarafsız herkesin desteğini almış, gerilerde bir yerde benim takımım olamıyorsa bari o olsun duygusuna mazhar olmuş takımlardır... türkiyedeki sistem izin vermez beşinci şampiyonun çıkmasına denir de eğer olursa sanırım bu sefer de sistem 6. şampiyonun çıkmasına izin vermeyecek... yoksa bu sistemin trabzon’un şampiyonluğuna nasıl izin verdiğini nasıl açıklayacağız... sistemin elbette kusuru vardır...elbette şampiyon olmak için iyi bir kadroya, iyi bir kadro için de fazla paraya ihtiyaç duyulur ama bu tek başına yeter değil gerek şarttır. şehir bütünleşmesi, taraftar desteği, profesyonel idari yönetim de gerekir şampiyon olmak için.

bir şehir efsanesi olabilir ama samsun’un şampiyonluğuna engel olan iç sahadaki sarıyer maçından 2 gün once başkanın isteği ile tüm futbolcuların alkollü bir eğlencede olduğu söylenir durur yıllardır... başkan mı kimdi... hayali ihracaat kralı hasbi menteşoğlu... ne kadar profesyonel bir idari yönetim değil mi?

peki şampiyonluğa giderken istanbul’da fener’e unutulmaz bir maçta 0-3 öndeyken 4-3 kaybeden gaziantep’te fener galibiyetini kutlayan konvoyların kurulmasına ne dersiniz... şehir ve taraftarın bütünleşmesine ne kadar güzel bir örnek değil mi?

peki gökhan ünal, mehmet topuz, ersun yenal,mehmet yıldız, erhan albayrak, hakan bayraktar, tanju çolak gibi bu şansı yakalamaya çok yaklaşmışken takımlarını bırakıp giden ya da gitmek isteyenlere... bugün türkiyede hala bir sürü kişi trabzon’un şampiyon kadrosunu ezbere sayabilirken, örneğin gs’nin seksenlerin başındaki şampiyonluğunun kadrosunu kimse sayamıyor...( sazanlık yapmayın...elbette biliyorum gs’nin o dönemde şampiyonluk orucunda olduğunu,ironi yaptım...) kastettiğim eğer 3 büyüklerde şampiyon olursanız başarılısınızdır, sadece ilgilenenler tarafından bilinir adınız... ama diğerlerinde şampiyon olursanız efsane olursunuz... neden bunu ellerinin tersi ile iterler bilmiyorum...

futbol dediğiniz oyun atla deve değil... hele günümüzde... mücadele futbolu oynanıyor artık... iyi çalım atmak zordur, çalışmayla kazanılmaz yetenek gerekir.. ama iyi koşmak o kadar da zor değil.. çalışarak edinilebilir. super ligdeki hangi maç için banko diyebiliyorsunuz son 3-5 senedir... demek ki her takımın her takımı yenecek potansiyeli var... iş bu potansiyeli kullanmakta... sen 3 büyüklerden biriyle oynarken canını dişine takıp kazanırken, bir hafta sonra yetenek olarak senin sıkletine daha yakın bir takıma berbat oynayıp yeniliyorsan suçlu sistem değil, kendinsin demektir. onun için örneğin oftaş feneri yendiğinde gazetelerde çıkan oftaş’ın toplam değeri roberto carlosun bilmemkaçta bilmemkaçı haberleri kadar saçma bir şey olamaz... eğer böyle bir değerlendirme yapılacaksa sezon sonu puan cetveli alınır ve eğer oftaş fenerin üstündeyse böyle bir haber yapılır... hatice’ci toplumuz asla neticeye bakmayız...

sonuç, 5. şampiyon çıkar mı... evet çıkar... ama bunun ön koşulu takımların parasal güçlerinin artması değil, zihniyetlerinin değişmesidir...

başlarken

bu ilk yazıda günün mana ve ehemmiyetini de düşünerek 2008 tahminleri yapalım... bakalım 2008 de neler olacak.

1-) ab'ye giremeyeceğiz...

evet böylece soğuk espri anlayışımla da tanışmış oldunuz...

şimdi gerçek tahminler,

1-) önce avrupa liglerinden şampiyonlar

arsenal (yok yok paf ligi değil)
real madrid ( ikinci devre robben taşıyacak onları)
bayern münih ( uefa'yı alamayacaklar ama)
lyon ( ilk defa olacak. ne heyecen verici)
inter ( nihayet sahiplenebilecekleri bir şampiyonlukları olacak)
görüldüğü üzere sürpriz yok... ingiltere dışında

2-) avrupa şampiyonu,

gönülden italya geçiyor tabi ama madem gerçekçi tahminler yapıyoruz almanya diyelim

3-) cl şampiyonu manchester united ( bu sürekli savunduğum tezim için çok önemli... şampiyonlar ligini ya büyük liglerin takımları kazanamaz ya da kazanırlarsa o sezon liglerinde başarılı olamaz.. evet biliyorum bunu çürütecek bir kaç örnek verilebilir. istisnalar kaideyi bozmaz)

4-) süper lig şampiyonu,

sivas olamaz... olmasın da zaten. daha şimdiden bu kadar konuşan bülent uygun'u o zaman hiç susturamayız... fener cl'de bir tur daha atlarsa kesinlikle şampiyon olamaz... gs yeni hoca uyumu sağlayabilirse belki olabilir ama sanmıyorum ( al işte bir kehanet daha.. kalli sezon sonunu göremez) garip ama sanki bjk şampiyon olur...

5-) peki kim düşer,

kasımpaşa, gençlerbirliği veee işte bomba geliyor... denizli

6-) tanyeviç sezon sonunu göremez...

7-) olimpiyatlardan 0 altın madalya ile döneriz... peki mehmet atalay istifa eder mi? evet doğru saçmalamayayım...

8-) olimpiyatlarda çin şahlanışı izleriz...

9) memo all star olamaz... hedo da... hoş mvp olsalar da umrumda değil... küsüm ben onlarla dünya şampiyonasından bu yana...

10-) hangi hocalar sene sonunu göremez ( sezon demedim bak) ... üzgünüm ama benitez... kalli ve tanyeviç'i zaten söylemiştim... elbette bülent korkmaz..( o yeminli... hiç bir takımda 1 sene çalışmadan tamamlayacak teknik direktörlük kariyerini... adam 15 sene tek takımda top oynadı... toplam 1 sezonda 3 takım çalıştırdı... yardımcılığını sayarsan 4)

yeni yazılarda yeni tahminler yaparım... şimdilik bu kadar yeter...